Deyim

Atıp (atmak) Tutmak Ne Demek?

Anlamı

1) bir kimse veya bir şey için kötü konuşmak:
'Hatta aleyhimde atıp tuttuğunu bile duysam kendimi tanıtmamalıydım.' -O. V. Kanık. 2) abartmalı konuşmak:
'Dünyanın siyasetiyle meşgul oluyorlar, büyük olaylar hakkında atıp tutuyorlar.' -H. R. Gürpınar.

Detaylı Açıklama

Atıp tutmak iki türlü konuşmayı adlandırır. Birincisi bir kimse ya da bir şey için kötü konuşmaktır; kişi hakkında söylenen sert sözler de bir kurum, bir karar için söylenenler de bu kapsama girer. İkincisi abartmalı konuşmaktır: bilmediği konuda büyük laflar etmek, elindekinden fazlasını anlatmak. İki kullanımın ortak yanı ölçüsüzlüktür; söz tartılmadan, sorumluluğu üstlenilmeden söylenir. Kalıp iki fiili yan yana getirerek bu savrukluğu sese döker; atmak da tutmak da burada gelişigüzel konuşmayı karşılar. Atmak fiili kalıbın dışında da abartılı ya da yalan söylemek anlamında kullanılır. Söz her iki anlamında da eleştiri taşır, konuşanın sözüne değer verilmediğini bildirir. Muhatabın kim olduğu ve konunun ne olduğu kalıpta değil, cümlenin geri kalanında söylenir.

Örnek Cümleler

  1. Arkadaşının arkasından öyle bir atıp tuttu ki masadakiler rahatsız oldu.
  2. Hiç okumadığı bir kitap hakkında bütün akşam atıp tuttu durdu.
  3. Kendi işini abartarak anlatıyor, akşama kadar milyonluk projelerden atıp tutuyor.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

İki türlü konuşma bir arada anılır. Biri, kişi için de nesne için de söylenebilen ağır sözlerdir; öteki elindekinden fazlasını anlatan büyük laflardır. Aralarındaki bağ ölçüsüzlüktür; ikisinde de söz tartılmadan ağızdan çıkar.

Birincisi zarf-fiil ekiyle ikincisine bağlanmıştır: atıp tutmak. İki fiil art arda yapılan iki iş değildir; birlikte tek bir davranışı karşılar. Bu kuruluş Türkçede sık görülür. Ayrı ayrı söylendiklerinde anlam dağılır.

Arkadan söylemek, kişi yokken onun dedikodusunu yapmaktır. Atıp tutmak ise kişinin yanında da yokluğunda da yapılabilir ve abartmalı konuşmayı da kapsar. Birincisinde belirleyici olan kişinin orada bulunmaması, ikincisinde sözün ölçüsüzlüğüdür.