Anlamı
bir yeri, bir şeyi çok iyi ve ayrıntılı olarak bilmek:
'Sizin analarınızın, babalarınızın hayat idealini avucumun içi gibi bilirim.' -H. Taner.
Detaylı Açıklama
Avucunun içi gibi bilmek, bir yeri ya da bir şeyi çok iyi ve ayrıntılı olarak bilmektir. Avuç içi insanın hep gözünün önündeki yerdir; kalıp bu tanışıklığı bilgiye taşır. Bilinen şey bir mahalle, bir yol, bir makine ya da bir iş olabilir; hepsinde ortak olan, bilginin yüzeysel değil ayrıntılı olmasıdır. Böyle bilen birine yol sorulabilir, bir ayrıntı danışılabilir. Bilginin nereden geldiği anılmayabilir; yıllarca orada yaşamak ya da aynı işi uzun süre yapmak bu bilgiyi verebilir. İşin kurdu böyle bilen kişiye verilen addır; avucunun içi gibi bilmek ise bilme işinin kendisini anlatır. Haritaya bakmadan kestirme yolları bulan bir kuryenin bilgisi buna örnektir.
Örnek Cümleler
- Bu mahalleyi avucunun içi gibi bilir, zifiri karanlıkta bile şaşırmaz.
- Makinenin her parçasını avucunun içi gibi bilen tek usta odur.
- Kırk yıllık terzi kumaşları avucunun içi gibi bilir, eline alır almaz cinsini söyler.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Kişi o yerin ya da şeyin işleyişini, sınırlarını ve gözden kaçan köşelerini bilir. Bir mahallede hangi sokağın nereye çıktığını, bir evde hangi dolabın neyi sakladığını söyleyebilir; bu bilgi bir kez görmekle değil, uzun bir tanışıklıkla edinilir.
Bilen kişinin kendi avucundan söz edildiği için. Avucunun içi denir; ilgi ile iyelik ekleri onu belli bir kimseye bağlar. Ekler düşseydi ortada herkese ortak bir yüzey kalır, bilginin kişiye ait olduğu duyulmazdı.
Zarf görevi görür; bilmek fiilinin nasıl, ne ölçüde bilindiğini bildirir. Gibi edatı öbeği yükleme bağlar. Kalıp bilmek fiiliyle kalıplaşmıştır. Bilinen şey ise nesne olarak ayrıca söylenir: mahalleyi, makineyi, bu işi.