Anlamı
adli işlemleri gereğince yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu yetkili kılmak:
'Kasabadan Bilâl Efendi'yi avukat tuttular.' -M. Ş. Esendal.
Detaylı Açıklama
Avukat tutmak, adli işlemleri gereğince yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu yetkili kılmaktır. Kalıp bir hukuk işini adlandırır: kişi kendi adına konuşacak, dilekçe verecek, duruşmaya girecek kişiyi belirler ve ona yetki tanır. Tutmak fiili burada kiralamaya yakın bir anlaşmayı bildirir; ortada ücret, vekâlet ve belli bir iş vardır. Dava açmak için de kurulabilir, açılmış bir davada savunma için de. Mahkemeye vermek ya da dava açmak gibi adımlarla birlikte anılabilir; ama avukat dava açılmadan önce de tutulabilir, bir icra takibi de onun işi olabilir. Tutan taraf kişi olabildiği gibi şirket, dernek ya da kurum da olabilir; vekâlet veren kim olursa olsun kalıp aynı biçimde kurulur.
Örnek Cümleler
- Mesele mahkemeye taşınınca ailece tecrübeli bir avukat tutmaya karar verdiler.
- Miras davası için şehirden bir avukat tuttu, vekâletnameyi noterde verdi.
- Şirket sözleşme uyuşmazlığı için dışarıdan bir avukat tutmak zorunda kaldı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Aynı fiil ev tutmak, işçi tutmak, taksi tutmak sözlerinde de geçer; her birinde bedel karşılığı bir şey ya da biri belli bir iş ya da süre için tutulur. Avukat tutmak da bu dizinin bir üyesidir. Fiil satın almayı değil, belli bir iş için anlaşmayı bildirir.
Hangi avukat olduğu değil, bir avukatla anlaşılmış olması öne çıktığı için. Belirtisiz nesne işin kendisini anlatır: kişi bir avukata vekâlet vermiştir. Belli bir avukattan söz edilecekse ek gelebilir: herkesin önerdiği o avukatı tuttular.
Resmî dilde bu iş avukata vekâlet vermek ya da vekâletname düzenlemek diye anlatılır. Avukat tutmak aynı işin günlük söyleyişidir. İki söyleyiş arasında hukukça bir fark yoktur; değişen yalnız dilin resmiyetidir.