Anlamı
bir şeyin çok üstününü, çok güzelini görmüş olan kimse, ondan daha az değerde olanını beğenmez.
Detaylı Açıklama
Ay da yıldız da ışık verir, ama biri ötekinin yanında sönük kalır. Atasözü bu farkı insana taşır: bir şeyin çok üstününü, çok güzelini görmüş olan kimse, ondan daha az değerde olanını beğenmez. Ölçü kişinin beğenisinde değil, daha önce gördüğündedir; göz bir kez iyisine alışmıştır, sonrası ona yetmez. Minnet burada gönül borcu, kendini borçlu hissetme demektir; ay görmüş kişi yıldıza minnet duymaz, çünkü ondan alacağı ışığa ihtiyacı kalmamıştır. Söz kimi zaman kırgınlıkla, kimi zaman doğal bir sonucu bildirir gibi söylenir. Aynı kalıp minnet yerine itibar sözcüğüyle de kurulur. Usta bir hocadan ders almış birinin sıradan bir anlatımı yetersiz bulması ya da iyi bir kütüphaneye alışmış birinin küçük bir okuma odasını beğenmemesi bu sözle anlatılabilir.
Örnek Cümleler
- En iyi ustaların yanında çalıştı, sıradan atölyelerin işini beğenmiyor; ay görmüşün yıldıza minneti yoktur.
- Annesinin açtığı mantıyı yiyen çocuk lokantadakine dokunmadı bile; ay görmüşün yıldıza minneti yoktur.
- Büyük sahnelerde oynamış oyuncuyu buraya beğendiremezsin; ay görmüşün yıldıza minneti yoktur.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Daha önce görülen üstün örnektir. Kişi ölçüyü oradan almıştır; sonradan gördüğü şey kendi başına kötü olmasa bile o ölçünün altında kaldığı için artık gözüne girmez, ona yetmez olur.
Her zaman değil. Kimi cümlede burun büyüklüğü sezilir, kimi cümlede yalnız iyisine alışmış bir gözün doğal sonucu anlatılır. Kalıp bu ikisini birbirinden ayırmaz; tonu konuşanın tavrı ve sesi belirler.
Adıyla değil, geçmişiyle adlandırılır: ay görmüş denir. Sıfat-fiile gelen ilgi eki onu tamlayan yapar, minneti sözcüğü de tamlanan olur. Yoktur yüklemi ad cümlesi kurar; yokluk bir olgu gibi bildirilmiş olur.