Anlamı
birinin kusurunu yüzüne söylemek.
Detaylı Açıklama
Ayıbını yüzüne vurmak, birinin kusurunu yüzüne söylemektir. Kalıpta iki taraf vardır: kusuru olan kişi ile onu açıkça dile getiren kişi. Ayıp kimin ise o kişi kalıpta anılır: onun ayıbını, kardeşinin ayıbını yüzüne vurmak denir. Ayıp, kişinin gizlemek istediği bir eksiklik, bir geçmiş ya da bir davranıştır; onun açığa çıkarılması utandırır. Söz bir tartışma sırasında da, sakin bir konuşmanın ortasında da kurulabilir. Kalıpta çoğu kez bir kınama sezilir; söyleyişin sertliği doğruyu söylemenin önüne geçer. Kalıp yalnız yüze karşı söyleneni anlatır; arkadan söylemenin dilde kendi sözü vardır. Kalıp bir anı adlandırır: kusurun sahibine söylendiği an. Uyarmak ile arasındaki fark da buradadır: uyarı düzeltmeye, bu söz utandırmaya dönüktür.
Örnek Cümleler
- Herkesin içinde ayıbını yüzüne vurdu, adam salondan yüzü kızararak çıkıp gitti.
- Tartışma kızışınca eski borcunu çıkarıp ayıbını yüzüne vurmaktan hiç çekinmedi.
- Hatasını düzeltsin diye konuşmadı; baş başayken ayıbını yüzüne vurup çekip gitti.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Sertliği katar. Kusur yumuşatılmadan, dolandırılmadan söylenmiştir; söz karşıdakine bir darbe gibi iner. Aynı şey sakin bir dille anlatılsaydı uyarı olurdu; böyle söylenince incitme olur ve karşı taraf savunmaya geçer.
Kalıp söylenenin doğruluğunu tartışmaz, söyleyiş biçimini yargılar. Kusur gerçek olsa bile bu söyleyiş çoğu kez kınanır; aynı şeyin incitmeden söylenebileceği düşünülür. Doğruyu söylemenin de bir yolu vardır.
Arkadan söylemek kişi ortada yokken konuşmaktır; burada ise söz doğrudan sahibine söylenir. Biri dedikodu sayılır, öteki yüzleştirme. Kalıbın sertliği de buradan gelir: kaçacak yer bırakmaz. Yeri de bellidir, yüz yüze duran iki kişi.