Anlamı
acı çekmek, üzülmek:
'Bu şehrin, takdir fukaralarının orta malına dönüşmüş olmasından azap duyuyorum.' -A. Boysan.
Detaylı Açıklama
Azap duymak, acı çekmek, üzülmektir. Azap ağır acı demektir; kalıp onu bir duyguya bağlar. Söz vicdanla yakın durur; kişi çoğu kez kendi yaptığından ya da engel olamadığı bir şeyden azap duyar. Kalıp hem bir olaya hem bir kişinin davranışına bağlanabilir. Söz acının sebebini de, derecesini de cümleye bırakır. Kalıp ölçülü bir sözdür; bağırıp çağırmayı değil, içe dönük bir sıkıntıyı anlatır. Kişi azap duyduğunu çoğu kez kendisi söyler; acı burada dışarıya taşmaz. Söz birinci kişiyle de, üçüncü kişi için de kurulur. Yazı dilinde de gündelik konuşmada da geçer; edebî metinlerde sık rastlanan bir söyleyiştir. Kimin neden azap duyduğu ve bu duygunun ne kadar sürdüğü cümlede anlatılır.
Örnek Cümleler
- Ağaçların kesilmesine engel olamadığı için azap duyuyor, her geçişinde başını çeviriyor.
- Şehrin böyle harap olmasından azap duyduğunu her konuşmasında dile getiriyordu.
- Yıllar geçti ama o günü hatırladıkça hâlâ azap duyduğunu söylüyor.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
İşitmeyi değil, içte hissetmeyi anlatır. Kişi acıyı dışarıdan almaz, kendi içinde kurar; bu yüzden azap duymak sessiz bir sıkıntıdır. Aynı fiil utanç duymak, kaygı duymak söyleyişlerinde de geçer.
Çoğu kez ayrılma ekiyle kurulur: bir durumdan, bir davranıştan, bir sözden azap duyulur. Acının kaynağı böylece cümlede görünür olur. Tümleç yaygındır ama zorunlu değildir; kaynak önceki cümleden belliyse yalnız azap duyuyorum da denir.
Azap çekmekte katlanma öne çıkar; kişi bir yükü taşır. Azap duymakta ise içte hissetme öne çıkar; acı görünmeyebilir. İkisi çoğu cümlede birbirinin yerini tutar, aradaki fark ağırlıktadır.