Anlamı
küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyenin daha büyük iyiliklere layık olmadığını söyler. İki yarı aynı fiille kurulur: azı bilmeyen, çoğu hiç bilmez. Az ile çok burada iyiliğin büyüklüğünü gösterir. Atasözü bir kural koyar gibi konuşur; kişinin küçük karşısındaki tutumuna bakıp büyük karşısında ne yapacağını söyler. Nankörlük burada bir kereye bağlanmaz, bir huy sayılır. Atasözü iyiliği yapana da bir ölçü verir: büyüğünü vermeden önce küçüğüne bakılır. Söz layık olmak sözüyle bir hak sorusu açar. Söz iyilik gören taraf için kurulur, veren taraf için değil. Atasözü iyiliğin büyüklüğünü ölçmez; ölçtüğü şey ona gösterilen karşılıktır. Söz tek bir nankörlükten sonra da kurulur; atasözü o davranışı bir ölçü sayar. Kimin neyi bilmediği cümlenin geri kalanında anlatılır.
Örnek Cümleler
- Taşınmasına yardım edenlere teşekkür bile etmedi; azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.
- Her seferinde daha fazlasını bekledi, eline geçeni hiç saymadı; azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.
- Verilen küçük desteği beğenmeyene bir daha uzatmadı elini, azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Tanımayı değil, değerini anlamayı ve minnet duymayı anlatır. Kişi yapılan iyiliği görmüş olabilir; atasözünün sorduğu şey onu tartıp tartmadığı, takdir edip etmediğidir. Karşılığını aynı ölçüde veremeyebilir; aranan şey nankörlük etmemesidir. Bilmemek burada görmemek değil, saymamaktır.
Ötekinde küçükle yetinmek bir yol sayılır: azı kabul etmeyen büyüğe varamaz. Burada ise küçüğün değerini bilmek bir ölçüdür: azı saymayan büyüğe layık görülmez. Biri yolu, öteki hakkı anlatır.
Hükmü keskinleştirmek için. Atasözü kişiye bir ihtimal bırakmaz; azı bilmeyenin çoğu da bilmeyeceğini kesin söyler, arada bir orta yol göstermez. Bu keskinlik sözü bir uyarıdan çok bir yargı hâline getirir.