Anlamı
verilen bir armağanın sunulduğu kimseye değerine uygun olmadığını ve verenin gücünün ancak buna yettiğini özür yollu anlatmak için söylenen bir söz.
Detaylı Açıklama
Bu atasözü, verilen hediyenin değer bakımından büyük olmadığını ama verenin imkânının ancak buna yettiğini kibarca anlatmak için söylenir. Burada asıl amaç hediyeyi küçültmek değil, samimiyetle sunmaktır. Sözün sıcaklığı, armağanın maddi değerini değil, niyetini öne çıkarmasından gelir. Bu yüzden mütevazı hediyeler verilirken özür ve incelik karışımı bir tevazu cümlesi olarak kullanılır. Hediyenin küçüklüğü kabul edilir ama gönül tarafı büyütülür. Bu da sözü hem zarif hem de geleneksel bir nezaket kalıbı yapar. Küçük şeylerin de gönül bağı kurabileceğini hatırlatması bakımından hâlâ canlıdır. Verenin utancını azaltırken samimiyetini öne çıkarır. Karşı tarafa da hediyeyi küçümsememe çağrısı yapar. Asıl değeri niyete bağlar. Gönül payını büyütür.
Örnek Cümleler
- Getirdiği küçük paketi uzatırken 'çam sakızı çoban armağanı' deyip mahcup gülümsedi.
- Hediyesi büyük değildi ama içtendi; tam da çam sakızı çoban armağanı denecek türdendi.
- Misafirliğe eli boş gitmek istemeyince aldığı küçük şeyi 'çam sakızı çoban armağanı' diyerek sundu.
Diğer Atasözleri ve Deyimler
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü veren kişi hediyesinin maddi değerini küçültürken niyetini samimiyetle öne çıkarır. Bu tevazu jesti sözü zarif kılar.
Misafirlikte, küçük armağan sunarken ve mahcup ama içten bir takdim yapılırken daha doğal duyulur. Bu atasözü, verilen hediyenin değer bakımından büyük olmadığını ama verenin imkânının ancak buna yettiğini kibarca anlatmak için söylenir.
Esas vurgu hediyenin parasal büyüklüğü değil, gönülden verilmiş olmasıdır. Niyet, nesneden daha önemlidir. Sözün sıcaklığı, armağanın maddi değerini değil, niyetini öne çıkarmasından gelir.