Deyim

Dil Ağız Vermemek Ne Demek?

Anlamı

ağız dil vermemek:
'Çocuk, hâlâ dil ağız vermeden yatıyordu.' -R. N. Güntekin.

Detaylı Açıklama

Dil ağız vermemek, özellikle küçük çocukların, hastaların ya da konuşma gücü bulunmayan kimselerin sözle karşılık verememesi, konuşamaması ya da derdini anlatamaması anlamında kullanılan bir deyimdir. Bu sözün içinde yalnız sessizlik değil, iletişimsizlik ve çaresizlik duygusu da vardır. Kişi konuşmak istese bile sesini toparlayamaz, cevap veremez ya da anlamlı söz kuramaz. Bu yüzden deyim çoğu zaman acıma, kaygı ve hüzün tonuyla kullanılır. Günlük dilde özellikle çocuk hastalıkları, şok anları ve konuşmayı imkânsızlaştıran durumlar için çok doğal durur. Anlatıma bedensel güçsüzlük de katılır; sanki beden olduğu yerde vardır ama söz yoktur. İnsan sesinin ve söz kurabilmenin ne kadar temel bir ihtiyaç olduğunu güçlü biçimde hissettiren bir ifadedir.

Örnek Cümleler

  1. Çocuk gece yarısından sabaha kadar ateşler içinde dil ağız vermeden yattı.
  2. Kaza haberini duyunca şoktan sonra uzun bir süre dil ağız vermedi.
  3. Ateşi birden yükselince kızcağız bitkin düşüp dil ağız vermez oldu.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Çünkü burada sessizlik isteyerek seçilmiş değildir; kişi konuşamaz durumdadır. Bu yüzden söz, iletişim kuramamanın yarattığı kaygıyı da taşır. Bu yüzden söz, yalnız anlamı değil kullanım tonu ve ilişki içindeki etkisiyle birlikte düşünülmelidir.

Hastalık, yüksek ateş, korku, baygınlık, küçük çocukların kendini ifade edememesi ve ağır yorgunluk anlarında daha çok kullanılır. Çünkü bu durumlarda söz kesilir. Bu yüzden söz, yalnız anlamı değil kullanım tonu ve ilişki içindeki etkisiyle birlikte düşünülmelidir.

Acıma, tedirginlik ve koruma isteği içeren bir tondur. Kişinin konuşamıyor oluşu çevresindekileri de huzursuz eder. Bu yüzden söz, yalnız anlamı değil kullanım tonu ve ilişki içindeki etkisiyle birlikte düşünülmelidir.