Anlamı
1) duman içinde bırakmak; 2) mec. bunaltmak, şüphe içinde bırakmak:
'Adamın kafasını katiyen aydınlatmamalı, karıştırmalı ve dumana boğmalısınız.' -H. E. Adıvar.
Detaylı Açıklama
Dumana boğmak, bir yeri yoğun duman içinde bırakmak ya da mecaz anlamda birini bunaltmak, zihnini karıştırmak, açıkça düşünmesini zorlaştırmak anlamında kullanılır. Bu deyim fiziksel alanla sınırlı değildir; insanın kafasını karıştıran, önünü görmesini engelleyen sözler de dumana boğabilir. Böylece gerçek duman ile zihinsel sis arasında güçlü bir bağ kurulur. Gündelik dilde kapalı mekânları nefes alınmaz hâle getiren durumlar için kullanılabildiği gibi, kafa karıştıran anlatımlar ve bilinçli bulanıklaştırmalar için de çok uygundur. Kısacası dumana boğmak, hem havayı hem de düşünceyi ağırlaştıran, boğucu ve yön kaybettiren etkiyi anlatan güçlü bir deyimdir. Bu nedenle deyim, yalnız yoğunluğu değil o yoğunluk yüzünden kaybolan yön duygusunu da özellikle hissettirir.
Örnek Cümleler
- Küçük odayı akşama kadar sigarayla dumana boğup içeride nefes alınamaz hâle getirdiler.
- Soruyu doğrudan cevaplamak yerine laf kalabalığıyla herkesi iyice dumana boğdu.
- Propaganda metni gerçekleri ustalıkla gizleyip insanları laf kalabalığıyla dumana boğuyordu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü duman yalnız fiziksel görüşü değil, mecazen zihinsel açıklığı da bozar. İnsan ne olup bittiğini seçemez hâle gelir. Bu yüzden söz, kafa karışıklığını somut bir sis görüntüsüyle anlatır.
Karşı tarafı rahat bırakmayan, boğucu ve kafa karıştırıcı etkiyi anlatır. Bu yüzden çoğu zaman olumsuz bir yargı içerir. Özellikle bilinçli bulanıklaştırma varsa eleştiri tonu daha da sertleşir.
Duman altı etmek daha çok ortamın havayla bozulmasına odaklanır. Dumana boğmak ise hem fiziksel hem zihinsel bunaltı yaratma anlamını daha güçlü taşır. Bu yüzden ikincisi etki bakımından daha ağır ve kuşatıcı duyulur.