Atasözü

Eceli Gelen Fare Kedi Taşağı Kaşır Ne Demek?

Anlamı

herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır.

Detaylı Açıklama

Eceli gelen fare kedi taşağı kaşır atasözü, kişi kendisine açıkça zarar verecek ölçüde densizleştiğinde, tehlikeyle alay eder gibi davrandığında kullanılır. Buradaki abartılı ve kaba imge, yapılmaması gereken bir davranışın bilerek yapılmasını anlatır. Sözün gücü de tam burada doğar: kişi yalnız yanlış yapmaz, aynı zamanda belayı üstüne çeker. Bu yüzden atasözü, ölçüsüz cesaret, aptalca meydan okuma ve sonucu düşünmeden hareket etme durumlarında söylenir. Daha çok alaycı ve sert bir uyarı tonu taşır. Kısacası bu atasözü, insanın sonunu kendi taşkınlığıyla hazırladığını anlatır. Tehlikeyi davet eden tavrı görünür kılar. Küstahlığı büyütür. Sonucu kaçınılmazlaştırır. Uyarıyı sertleştirir. Aklın terk edildiği anı gösterir. Kullanımı çoğu zaman sonradan söylenen bir yorum değil, tam tehlikeli davranış sürerken yükselen sert bir ikaz gibidir.

Örnek Cümleler

  1. O mafya babasına sosyal medyadan meydan okuyunca herkes eceli gelen fare kedi taşağı kaşır dedi.
  2. Defalarca uyarıldığı hâlde aynı oyunu sürdürmesi eceli gelen fare kedi taşağı kaşır dedirtti.
  3. Gücünü bilmeden herkese sataşanlara eski ustalar eceli gelen fare kedi taşağı kaşır der.

Diğer Atasözleri ve Deyimler

Sıkça Sorulan Sorular

Çünkü tehlikeye yaklaşmayı sıradan bir hata gibi değil, neredeyse bilerek yapılan aptalca bir meydan okuma gibi resmeder. Bu alay, uyarının sertliğini artırır. Sözün kaba tarafı da tam olarak bu akılsız cesareti küçültmek için devreye girer.

Karşısındaki gücü ve sonucu açıkça görmesine rağmen kışkırtıcı davranan, gereksiz risk alan veya kendini belaya süren kişiye doğrudan söylenebilir. Tonu ağırdır. Bu yüzden yakın uyarıdan çok, sert bir paylama ya da küçümseyici ikaz biçiminde duyulur.

İki söz de kişinin kendi sonunu kendi davranışıyla çağırdığını anlatır. Ortak düşünce, uyarıya rağmen tehlikeli saygısızlığın sürdürülmesi ve bedelin kaçınılmaz olmasıdır. İkisi de tehlikenin dışarıdan değil, kişinin taşkınlığından doğduğunu vurgular.