Anlamı
1) söz söylerken gerekli kelimeyi bulamayan bir kimsenin kullandığı bir söz:
'Efendime söyleyeyim, sütlü bir mısır kebabı derken bir sivrisinek bulutudur havalanmış çeltik batağından.' -B. R. Eyuboğlu. 2) örnek olarak, mesela.
Detaylı Açıklama
Efendime söyleyeyim sözü, konuşurken kelime arayan, düşüncesini toparlayan ya da örnek vermeye geçecek olan kişinin araya yerleştirdiği dolgu ifadedir. Kimi zaman gerçekten düşünme payı bırakır, kimi zaman da alışkanlıkla kullanılır. Bu nedenle söz, konuşmanın akışını sürdürmeye yarayan bir köprü gibidir. Halk anlatılarında, sözlü kültürde ve yaşlı kuşakların konuşmalarında daha belirgin duyulur. Bazen konuşanın dağınıklığını, bazen anlatım tarzını, bazen de samimi üslubunu gösterir. Tek başına anlam ağırlığı zayıftır ama söyleyiş havasını taşır. Kısacası efendime söyleyeyim, anlatıyı sürdürmek için kullanılan söz içi bir dolgu ve geçiş ifadesidir. Lafı bağlar. Düşünceye zaman kazandırır. Sözlü üslubu belirginleştirir. Konuşmanın ritmini taşır. Özellikle doğaçlama anlatılarda, konuşanın sözü düşürmeden yeni örneğe geçmesine yardımcı olur. Bu yüzden anlamdan çok konuşma alışkanlığının imzası gibi duyulur.
Örnek Cümleler
- Efendime söyleyeyim, biz o gün tam eve dönecekken yağmur birden bastırdı.
- Yaşlı anlatıcı efendime söyleyeyim diyerek her ayrıntıya yeniden baştan giriyordu.
- Konuşurken sık sık efendime söyleyeyim demesi onun eski kuşaktan geldiğini belli ediyordu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü çoğu kullanımda yeni bilgi vermek için değil, konuşmayı sürdürmek ve kelime aralığını doldurmak için söylenir. İşlevi içerikten çok söyleyiş düzeni kurmaktır. Yani dinleyiciye anlamdan çok anlatıcının konuşma temposunu ve üslubunu hissettirir.
Sözlü anlatımda konuşmacı hem zaman kazanmak hem de dinleyiciyi akış içinde tutmak ister. Bu ifade de tam o boşluklarda doğal bir köprü görevi görür. Böylece anlatı kopmaz, konuşanın zihni de bir sonraki cümleye hazırlanmak için kısa bir alan bulur.
Efendime söyleyeyim tek başına süslü anlatım kurmaz; daha çok dolgu ve geçiş işlevi görür. Edebiyat yapmak ise bilinçli biçimde lafı süsleyip uzatma eleştirisidir. Biri söz akışını tutar, öteki ise o akışın gereksiz yere şişirildiğini düşündürür.