Anlamı
eksik, bozuk, yanlış, kusurlu bir işi sağlam, doğru ve doğal imiş gibi gösterme becerisini kanıtlamak:
'Ben doğrusu beğeniyorum, dedi, kadın yağ satıyor, yumurta satıyor, ekini belli etmiyor ya!' -M. Ş. Esendal.
Detaylı Açıklama
Ekini belli etmemek deyimi, eksik, bozuk, kusurlu ya da yetersiz bir işi dışarıdan düzgün, doğal ve sağlam görünür hâle getirmek anlamında kullanılır. Buradaki vurgu, kusurun tamamen yok olmasında değil, ustalıkla gizlenmesindedir. Bu nedenle söz, biraz beceri biraz da kurnazlık çağrıştırır. Bir kişi eldeki malzeme az olsa da, işi çok iyi toparlayıp kusuru göze görünmez kıldığında bu deyim yerini bulur. Günlük dilde özellikle esnaf, el becerisi, düzenleme ve toparlama konuşmalarında doğal durur. Kısacası ekini belli etmemek, kusuru ustalıkla örterek işi derli toplu göstermektir. Açığı sezdirmez. Gözü aldatmaz ama dikkati başka yöne çeker. İşçiliğin maharet tarafını görünür kılar. Söz bu yüzden yalnız örtmeyi değil, eldeki eksiği çeviklikle yönetmeyi de anlatır. Maharet ile idare etme fikrini aynı anda taşır.
Örnek Cümleler
- Usta yamalı yeri öyle kapattı ki ekini belli etmedi, kimse fark edemezdi.
- Kadın eski kumaştan öyle güzel etek dikti ki ekini belli etmedi doğrusu.
- Boyacı duvardaki çatlağı öyle kapadı ki ekini belli etmemeyi başardı.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Kusur yalnız örtülmez, aynı zamanda işin bütünü bozulmadan toparlanır. Bu yüzden deyim hem el maharetini hem de gözden kaçırma ustalığını birlikte düşündürür. Becerinin değeri, eksiği saklarken bütünlüğü de koruyabilmesinden gelir.
Hayır, bağlama göre hayranlık da içerebilir. Bazen eksik şartlarda bile işi düzgün gösterebilen pratik zekâ ve beceriyi öven bir tonla da söylenir. Eleştiriyle takdir arasındaki farkı, kusurun gizlenme amacı ve niyeti belirler.
Ek bent olmak şaşkınlıktan sözün tutulmasını anlatır. Ekini belli etmemek ise tam tersine, eldeki kusuru fark ettirmeyecek kadar soğukkanlı ve mahir davranmayı anlatır. Biri tıkanmayı, öteki ise eksikle baş ederken kontrolü elden bırakmamayı gösterir.