Anlamı
sahibi olsun olmasın, bir malı mülkiyeti altında bulundurmak, zilyet olmak.
Detaylı Açıklama
Elde tutmak deyimi, bir malı ya da hakkı mülkiyeti altında bulundurmak, onu bırakmamak ve kontrolünü kaybetmemek anlamında kullanılır. Hukuki ve resmî ton taşıyabilse de günlük dilde de rahatlıkla yer bulur. Burada elde tutmak yalnız fiziksel bir kavrayışı değil, sahiplik ve hâkimiyet duygusunu da içerir. Bir şeyi elde tutan kişi onun üzerinde belirli bir denetim sahibi sayılır. Söz bu nedenle çoğu zaman bırakmama, koruma, saklama ve hak iddiasını aynı çizgide birleştirir. Hem maddi şeylerde hem soyut haklarda kullanılabilmesi onu oldukça işlevli kılar. Kısacası elde tutmak, bir şeyin elden çıkmasına izin vermeden onu sahipliği ve denetimi altında korumayı anlatan güçlü ve kullanışlı bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Bu dükkânı yıllarca elde tuttu, ailesi büyük emek verdi sessizce.
- Şirket hisselerini elde tutmaya devam etti, satış teklifine yanaşmadı.
- Bir malı elde tutması başka, onu verimli yönetmesi bambaşka bir iştir.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Asıl ağırlığı sahiplik ve denetim üzerinedir. Fiziksel kavrayıştan çok bir şeyi bırakmama, koruma ve üzerinde hak sahibi olma düşüncesi öne çıkar; mecaz yönü ağır basar.
Çünkü mülkiyet, zilyetlik ve kontrol fikrine yakındır. Bu yüzden resmî ve ticari anlatımlarda da rahatlıkla kullanılabilir; hukuki çağrışımı buradan gelir doğrudan çoğu zaman net biçimde.
Mülk, hisse, belge, hak ve kontrol konuşulurken daha doğal duyulur. Çünkü bu alanlarda bırakmamak ve elinde bulundurmak düşüncesi çok nettir ve sonuç doğurur açıkça güçlü biçimde.