Anlamı
1) bir şeyin sahipliğini başkasına geçirmek, satmak:
'Eskilerden bir kısmını yok pahasına elden çıkarmak gerekecek.' -H. Taner. 2) yitirmek:
'Sanki o, kaçırdığım, elden çıkardığım bir fırsattı.' -N. F. Kısakürek.
Detaylı Açıklama
Elden çıkarmak deyimi, bir şeyin sahipliğini başkasına geçirmek, satmak ya da bir fırsatı kaybederek artık elinde tutamamak anlamlarında kullanılır. Deyim bazen bilinçli satış ve tasfiye anlamı taşırken, bazen de kayıp ve pişmanlık duygusu doğurur. Elden çıkan şey artık geri dönmesi zor bir varlık veya imkândır. Bu yüzden sözde hem hareket hem kayıp hissi vardır. Deyimin etkisi, bir şeyin yalnız yer değiştirmesini değil, kişiyle arasındaki bağın çözülmesini de hissettirmesinden gelir. Özellikle istemeden yaşanan ayrılıklarda bu buruk ton daha açık duyulur. Kısacası elden çıkarmak, sahip olunan bir şeyi ya isteyerek devretmeyi ya da istemeyerek kaybetmeyi anlatan güçlü ve çok yönlü bir deyimdir.
Örnek Cümleler
- Eski eşyaların bir kısmını masrafı karşılamak için elden çıkardılar.
- Zamanında korusaydı o arsayı böyle kolay elden çıkarmazdı doğrusu.
- Bir fırsatı düşünmeden elden çıkarması yıllar sonra bile insanı düşündürür.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Bağlam belirler. Mal ve eşya konuşuluyorsa satış anlamı öne çıkabilir; fırsat, kişi veya şans söz konusuysa daha çok kayıp ve pişmanlık duygusu hissedilir belirgin biçimde.
Çünkü elden çıkan şey, kişiye ait olmaktan uzaklaşır. İster isteyerek ister zorunluluktan olsun, o ayrılık çoğu zaman bir eksilme duygusu bırakır ve kişiyi düşündürür derinden.
Ev, arsa, eşya, fırsat ve bazen ilişkiler için kullanılır. Ortak nokta, kişinin elinde tuttuğu bir şeyi artık tutamaz hâle gelmesidir ve bağın kopmasıdır sonunda açıkça.