Deyim

Feryat Etmek Ne Demek?

Anlamı

1) yüksek sesle haykırmak:
'İnsan tehlike karşısında ancak ana diliyle feryat edebiliyor.' -N. Hikmet. 2) mec. büyük bir yokluk, zarar ve sıkıntı içinde bulunmak: İstanbul, susuzluktan feryat ediyor.

Detaylı Açıklama

Feryat etmek, bir yandan yüksek sesle haykırmak, bir yandan da mecazen büyük bir sıkıntı, yokluk ya da darlık içinde bulunmak anlamına gelen güçlü bir deyimdir. Kaynak örneklerde hem tehlike karşısında ana dille feryat edebilmekten hem de İstanbul’un susuzluktan feryat etmesinden söz edilmesi, bu iki anlamı açıkça ortaya koyar. Bu yüzden deyim hem gerçek çığlık hem de ağır ihtiyaç ve baskının mecazlı anlatımı olarak yaşar. Deyimin gücü, acının ve zorlanmanın sesini duyulur hâle getirmesindedir. İnsan, şehir, toplum ya da bir durum feryat edebilir. Yoğun sıkışmışlık ve yükselen yardım çağrısı duygusunu güçlü biçimde anlatan yerleşik bir deyimdir. Söz, acının kişisel ya da toplu olmasını ayırmadan aynı baskıyı duyurur.

Örnek Cümleler

  1. Ayağı kayan işçi can havliyle feryat etti, herkes ona doğru koştu.
  2. Mahallenin günlerdir susuzluktan adeta feryat etmek noktasına geldiğini gazeteye yazdılar.
  3. Çocuk odasında bir anda feryat etmekten kendini alamayınca bütün ev halkı odasına toplandı.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

İkisinin ortak noktası dayanılmaz baskının ses istemesidir. Gerçekte insan bağırır; mecazda ise ağır darlık ya da ihtiyaç, sanki ses çıkarıyormuş gibi anlatılır. Böylece aynı fiil hem kişi hem topluluk için doğal biçimde işler.

Çünkü büyük darlıklar topluca yaşandığında onların yarattığı baskı insan sesi gibi düşünülür. Böylece susuzluk, yoksulluk ya da yıkım feryat etmek fiiliyle mecazlı biçimde anlatılır. Bu kullanım, toplu çaresizliği daha görünür kılar.

İki söz çok yakındır. Feryat etmek daha genel bir haykırma ya da büyük sıkıntı hâlini anlatırken, feryat koparmak sesin daha ani ve çevreyi sarsıcı biçimde yükselmesini öne çıkarır.