Anlamı
yaşamaya karşı sevgi ve isteğini azaltmak:
'Tabiatın bu eşsiz güzellikleri karşısında o birtakım gevezeliklerle benim kafamı ağrıtacak, gönlümü karartacak değil.' -O. C. Kaygılı.
Detaylı Açıklama
Gönlünü karartmak, insanın yaşama sevincini azaltmak, hevesini kırmak ve iç dünyasını kasvetli hâle getirmek anlamında kullanılır. Buradaki karartmak, dış dünyanın rengini değil, iç dünyanın aydınlığını azaltır. Bu nedenle söz, moral bozan kişiler, sıkıntılı haberler ve sürekli bunaltan durumlar için çok uygun düşer. İnsan bazen bir olay yüzünden, bazen de birinin sözü yüzünden gönlünü kararmış hisseder. Deyim, umut ve ferahlığın yerini gölgeye bıraktığı anı anlatır. Gönlünü karartmak, yaşam isteğini zedeleyen kasveti ve iç karanlığı çarpıcı ama çok anlaşılır biçimde dile getiren güçlü bir deyimdir. İç ferahlığı, canlılığı, hevesi ve umudu soldurur. Günün tadını da ağırlaştırır, insanın içini sessizce iyice daraltır. Yaşama isteğini belirgin biçimde de gölgeler.
Örnek Cümleler
- Sabah sabah böyle haber verip insanın gönlünü karartma sakın dedi.
- Sürekli yakınması evde herkesin gönlünü karartıyor, neşeyi iyice bozuyordu bugün.
- İnsan bazen küçük bir sözle bile gönlünü karartıp içine kapanıyor.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü burada geçici üzüntüden çok iç aydınlığın sönmesi vardır. Deyim, moralin düşmesini değil, yaşam sevincinin ciddi, kalıcı, ağır, koyu, derin ve yaygın biçimde gölgelenmesini anlatır.
Kötü haberlerde, bunaltıcı konuşmalarda, sürekli şikâyette, moral bozan çevrelerde ve umudu azaltan olaylarda daha sık kullanılır. Ortak nokta, iç ferahlığın ciddi ve kalıcı biçimde bozulmasıdır.
Gönlünü karartmak daha çok dış etkenin yarattığı kasveti anlatır. Gönlü çökmek ise bu kasvetin içeride daha ağır, daha derin ve yaygın bir ruhsal çöküşe dönüşmüş hâlidir.