Anlamı
daha önceden denediği için o durumla karşılaşmaktan korkmak, o işe girişmekten çekinmek:
'Artık bu tedaviden bıkmış usanmış, adamakıllı gözü yılmıştı.' -P. Safa.
Detaylı Açıklama
Gözü yılmak deyimi, kişinin daha önce yaşadığı zor, acı ya da yıpratıcı bir deneyim yüzünden aynı işe yeniden girişmekten çekinmesini anlatır. Burada korku yalnız bilinmeyenden doğmaz; tam tersine insan neyle karşılaşacağını az çok bildiği için geri durur. Özellikle uzun süren tedavi, başarısız girişim, ağır iş, sert insan ilişkileri ya da tekrar zarar görme ihtimali bulunan durumlarda sık kullanılır. Bu yüzden söz, basit ürkeklikten farklı olarak yaşanmış tecrübenin bıraktığı yılgınlığı taşır. İnsan aynı acıya bir kez daha dönmek istemez, eli varmaz, cesareti kırılır. Bu hâlde bedenden çok ruh yorulmuştur. Kısacası gözü yılmak, tekrar deneme gücünü azaltan eski kırgınlıkların ve yıpratıcı tecrübelerin kişide bıraktığı çekingenliği anlatır.
Örnek Cümleler
- Aylar süren tedaviden sonra aynı ilaca yeniden başlamaya gözü yılmıştı.
- Bir kez dolandırılınca ortaklık işine girmeye adamın gözü yılmıştı artık.
- Çocuk, sert öğretmenden sonra sınıfta konuşmaya gözü yılmış hâlde duruyordu.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Evet, vardır. Gözü korkmak bazen ilk karşılaşmada da ortaya çıkabilir; gözü yılmak ise çoğunlukla daha önce yaşanmış, yormuş veya can yakmış bir deneyimin bıraktığı isteksizlikten doğar.
Çünkü kişi yalnız tehlikeden kaçmaz, aynı zamanda yeniden uğraşacak gücü de kendinde bulamaz. Deyim, korkuyu yıpranmışlık ve usanmışlık duygusuyla birlikte verdiği için daha derin duyulur.
Uzayan hastalık süreçlerinde, sık tekrarlanan başarısızlıklarda, kırıcı insan ilişkilerinde ve insanı bezdiren işlerde çok doğal gelir. Bu alanlarda söz, tecrübenin bıraktığı bezginliği açık biçimde taşır.