Anlamı
güreşmek:
'Daha bir hafta evvel koruda güreş ederek onu yere yıkmıştı.' -P. Safa.
Detaylı Açıklama
Güreş etmek deyimi, iki kişinin belirli kurallar ya da fiziksel üstünlük denemesi içinde boğuşması, tutuşması ve birbirini alt etmeye çalışması anlamında kullanılır. Bu ifade yalnız spor karşılaşmasını değil, kimi zaman yiğitlik gösterisini, bedensel çevikliği ve güç sınamasını da çağrıştırır. Geleneksel Türk kültüründe güreşin önemli bir yeri olduğu için söz, sıradan bir boğuşmadan daha köklü bir çağrışım taşır. Düğün meydanları, kır eğlenceleri, pehlivan hikâyeleri ve çocukların şakalaşarak tutuşması bu deyimin doğal bağlamlarıdır. Bazen mecazen zorlu bir işle cebelleşmek anlamına yaklaşsa da temelinde beden gücü vardır. Kısacası güreş etmek, karşı karşıya gelmiş iki bedenin güç, denge ve ustalıkla birbirine üstün gelmeye çalışmasını anlatan canlı ve somut bir deyimdir. Böylece mücadele, kurallı ve gelenekli bir hareket alanı içinde görünür olur.
Örnek Cümleler
- Bayram yerinde iki genç çimenlerin üstünde uzun uzun güreş etti.
- Çocuklar şakalaşırken bir anda ciddileşip güreş etmeye başladılar orada birlikte.
- Pehlivan, rakibiyle güreş etmeden önce ellerini yağlayıp meydana çıktı usulca.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Çünkü güreş, rastgele vurup kırma değil, belirli usullerle yapılan bedensel bir karşılaşmadır. Bu nedenle deyim, kaba kavgadan çok ustalık, denge ve gerçek güç sınamasını düşündürür.
Türk kültüründe güreş meydanı, pehlivanlık ve seyirlik yarışmalar güçlü bir yere sahiptir. Bu yüzden söz, spor anlatımının ötesine geçerek yiğitlik ve maharet çağrışımı da yüklenir.
Sınırlı ölçüde açıktır; kişi bazen zor bir işle güreşir gibi anlatılabilir. Ancak deyimin temel gücü fiziksel mücadeleden gelir ve asıl doğallığını gerçek beden karşılaşmalarında bulur.