Anlamı
bir şeye çok üzülmek:
'Hayatımızda bozukluğunu, yokluğunu içlerimiz burkularak duyduğumuz ne vardır ki millî şuur eksikliğinden gelmesin?' -O. S. Orhon.
Detaylı Açıklama
İçi burkulmak deyimi, bir şeye çok üzülmek, yüreğinde ani bir sızı hissetmek anlamında kullanılır. 'Burkulmak' fiili normalde eklemin dönmesi, incitmesi anlamına gelir; burada mecazi olarak iç dünyanın, yüreğin burkulması söz konusudur. Kişi acıklı bir sahne görür, üzücü bir haber alır veya sevdiği birinin acısına tanık olur ve o an içi bir anda burkulur. Duygu ani ve keskindir; uzun süreli bir hüzünden çok, bir anlık saplanan bir acıdır. Bu yüzden deyim genellikle anlık bir etkilenmeyi, o sahneyle karşılaşma anındaki ilk tepkiyi betimler. Edebiyatta çok güçlü bir ifadedir çünkü fiziksel bir ağrıyı ruhsal acıyla birleştirir ve okuyucuda doğrudan hissedilen bir etki yaratır. Özellikle çocukların, yaşlıların veya savunmasız kişilerin acısına tanık olunduğunda bu deyim çok doğal biçimde söylenir.
Örnek Cümleler
- Sokakta titreyen çocuğu görünce içi burkuldü, hemen yanına koşup montunu çıkardı.
- Annesinin gözündeki yaşı fark edince içi burkuldü, konuşamaz oldu.
- Eski mahalleyi yıkılmış hâliyle görünce içimiz burkuldü, çocukluğumuz o sokaklarda geçmişti.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Burkulmak fiziksel bir ağrıyı çağrıştırır; ayak bileğinin burkuldığı andaki ani ve keskin acı herkesin bildiği bir deneyimdir. Bu somut acıyı iç dünyaya taşımak, ruhsal sızının ne kadar şiddetli olduğunu anlatmanın en kestirme yoludur. Okuyucu veya dinleyen o ağrıyı bedeninde hisseder.
'İçi parçalanmak' çok daha şiddetli ve kalıcı bir acıyı anlatır; kişi derin bir kedere kapılmıştır. 'İçi burkulmak' ise daha anlık, o sahneyle karşılaşma anındaki ilk sızıdır. Birinde acı sürer ve yıkar, diğerinde acı bir an sızlar ve geçebilir ama iz bırakır.
Savunmasız kişilerin acısına tanık olmak en güçlü tetikleyicidir: sokakta üşüyen bir çocuk, yalnız yaşayan bir yaşlı, hastanenin koridorunda ağlayan bir anne. Kişi bu sahnelerde kendi çaresizliğini de hisseder; yardım etmek ister ama her zaman gücü yetmez. Bu çaresizlik burkulmayı derinleştirir.