Deyim

İzzetinefsine Dokunmak Ne Demek?

Anlamı

1) onuruna dokunmak; 2) gücüne gitmek:
'Terk edilmiş hâli izzetinefsime dokunuyor fakat onu hiç yadırgamıyorum.' -A. Ş. Hisar.

Detaylı Açıklama

İzzetinefsine dokunmak deyimi, bir kişinin onuruna, özsaygısına zarar veren bir söz ya da davranışla karşılaşmasını anlatır. 'İzzetinefis' Arapça kökenli bir bileşik sözcüktür ve kişinin kendine duyduğu saygıyı, değer bilincini ifade eder. Bu duyguya 'dokunulması' ise onun zedelenmesi, yaralanması demektir. Deyim, birinin gururu kırıldığında, küçük düşürüldüğünde ya da haksız bir muameleye uğradığında kullanılır. Genellikle kişi açıkça öfkelenmez ama içten içe derinden yaralanmıştır; bu yüzden deyim sessiz ama güçlü bir acıyı ifade eder. Resmî dilde de edebî metinlerde de sıkça geçen ağırbaşlı bir kalıptır. Hakaret doğrudan söylenmemiş olsa bile kişinin değersiz hissetmesine yol açan her davranış bu deyimin kapsamına girer ve etkisi uzun süre hissedilir.

Örnek Cümleler

  1. Toplantıda herkesin önünde eleştirilmesi izzetinefsine dokundu, günlerce o anı unutamadı.
  2. Küçük kardeşinin bile ondan önce terfi etmesi izzetinefsine dokunmuştu ama belli etmemeye çalışıyordu.
  3. Komşunun söylediği o söz izzetinefsime dokundu, artık o insanla konuşmak istemiyorum.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Yakın ama özdeş değildir. Gurur daha geniş bir kavramdır ve bazen kibirle karışabilir. İzzetinefis ise özsaygıyı, insanın kendi değerine duyduğu haklı saygıyı anlatır. Gurur abartılabilir ama izzetinefis meşru bir duygu olarak görülür ve korunması erdem sayılır.

'Gücüne gitmek' anlık bir rahatsızlığı anlatır ve geçici olabilir. 'İzzetinefsine dokunmak' ise daha derin, kişinin kimliğine ve değerine yönelik bir yaralanmadır. Etki daha kalıcıdır ve kişi bu acıyı uzun süre taşıyabilir; çünkü mesele anlık bir kızgınlık değil, varoluşsal bir değersizleşme hissidir.

Toplum içinde küçük düşürülme, hak ettiği değeri görememe, alt pozisyondaki birinin kendisine saygısızlık etmesi gibi durumlarda söylenir. Özellikle yaşça büyük, deneyimli veya statü sahibi kişilerin aşağılandığı anlarda bu deyim öne çıkar ve yaşanan acının derinliğini betimler.