Anlamı
1) kendine miras kalmak:
'Erkek çocuk ne kadar miras yerse kız çocuk da o kadar miras yer.' -F. R. Atay. 2) kendine kalan mirası tüketmek:
'Son zamanlarda İzmir'deki gazinocu bir amcasından beş bin liralık bir de miras yemişti.' -H. Taner.
Detaylı Açıklama
Miras yemek, iki anlamda kullanılan bir deyimdir. Birinci anlamıyla kendisine miras kalmak, bir yakınının ölümünden sonra mal mülk edinmek demektir. İkinci anlamıyla ise kendisine kalan mirası harcayarak tüketmek, elde edilen serveti yiyip bitirmek anlamına gelir. Deyim, hem olumlu hem olumsuz bağlamlarda geçer. Olumlu kullanımda bir yakının bıraktığı mülkten yararlanmak doğal bir hak olarak görülür. Olumsuz kullanımda ise çalışmadan, emek harcamadan başkasının biriktirdiği serveti savurganca tüketmek eleştirilir. Özellikle miras yiyici, mirasyedi gibi türetilmiş ifadeler olumsuz bir karakter tanımlaması olarak kullanılır. Miras paylaşımı ve tüketimi, Türk toplumunda aile ilişkilerini derinden etkileyen hassas bir konudur. Mirasyedi kavramı ise çalışmadan başkasının biriktirdiğini savurganca tüketen kişiyi tanımlar ve toplumda olumsuz bir karakter özelliği olarak değerlendirilir.
Miras Yemek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Erkek çocuk ne kadar miras yerse kız çocuk da o kadar miras yer, eşitlik şarttır.
- Son zamanlarda amcasından beş bin liralık bir de miras yemişti, işleri düzeldi.
- Miras yedi ama akıllıca değerlendirmedi, iki yılda hepsini savurarak tüketti.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
'Mirasyedi', kendi emeğiyle bir şey kazanmadan başkasının biriktirdiği serveti savurganca harcayan kişiyi tanımlar. Olumsuzluk, emeksiz kazançtan değil bu kazancın savurganca tüketilmesinden gelir. Çalışmadan yaşayan ve üretmeyen kişilere yönelik bir eleştiridir.
Hukukta miras yemek, yasal mirasçının miras payını almasını ifade eder. Türk Medeni Kanunu'na göre mirasçılar belirli oranlarda mirasa hak kazanır. Bu deyim, hukuki bir sürecin halk dilindeki karşılığıdır ve miras taksimi konuşmalarında sıkça geçer.
Evet, kişinin kendi emeğiyle kazanmak yerine mirası harcayarak geçinmesi genellikle eleştirilir. Türk kültüründe alın teri ve emekle kazanmak yüceltilirken başkasının servetini tüketmek hoş karşılanmaz. Ancak mirası akıllıca değerlendirmek eleştirilmez.