Anlamı
üzüntülü, sessiz.
Detaylı Açıklama
Ölüevi gibi deyimi, bir mekanın çok ağır bir kayıp sonrası kasvet ve sessizlikle dolduğu halini Türk geleneksel cenaze sahnesinden alınan bir benzetmeyle anlatır. Ölüevi sahnesi geleneksel Anadolu hayatında çok belirgindir; ses tonu düşer, kahkaha kaybolur, yiyecekler tabaklarda sessizce dolaşır, ziyaretçiler fısıltıyla konuşur. Halk dili bu özgün atmosferi alıp tamamen farklı durumlarda da uygulamıştır; bir kötü haberden sonra suskunluğa gömülmüş ev, iflasın açıklandığı şirket, takımın yenildiği soyunma odası, çocuğun kaybolduğu mahalle, sınavda başarısız olunmuş aile yemeği, deprem sonrası boşalmış sokak, fabrikanın kapandığı ilçe merkezi, milletvekili seçimini kaybetmiş partinin merkezi bu kalıbın canlı sahneleridir gerçekten. Söyleyen kişi atmosferi tek bir benzetmeyle dinleyene aktarabilir.
Ölüevi gibi Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Sınav sonuçları açıklandıktan sonra evde ölüevi gibi bir hava vardı, oğlu istediği bölümü kazanamamıştı, annesi hiçbir söz söyleyemeden mutfakta kahve hazırlıyordu sessizce.
- Şirketin iflas haberi duyurulduğu gün ofis ölüevi gibi sessizleşti, çalışanlar masalarında oturup hareket etmiyor, telefonların bile çalmaması ortamı daha derinleştirmişti.
- Takım çıktığı şampiyona maçında yenildikten sonra soyunma odası ölüevi gibi sessizdi, antrenör tek kelime etmedi, oyuncular havlulara sarınıp yere bakıyorlardı çaresizce.
Kökeni ve Hikayesi
Türk geleneksel cenaze kültüründen gelir; ölüevinin kendine özgü kasvet ve sessizliği halk diline atmosfer benzetmesi olarak yerleşmiştir.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Türk geleneksel cenaze sahnesi çok özgün bir atmosfere sahiptir; ev mateme bürünür, kahkaha yasaklanır, fısıltıyla konuşulur, yemekler sessizce yenir. Bu özel atmosfer Anadolu insanının ortak hafızasında yer eder. Halk dili bu canlı sahneyi alıp farklı kayıplara, başarısızlıklara, üzücü olaylara uygulamış; tek bir benzetmeyle atmosferin tonunu dinleyene iletmiştir gerçekten oldukça etkili.
Bir iflas haberinin duyurulduğu işyeri, takımın yenildiği soyunma odası, sınavda başarısız olunmuş aile masası, bir küslüğün başladığı ev, ekonomik kriz sırasında alışveriş yapılmayan sokak, yangının söndüğü ama duman kalmış mahalle, deprem felaketinden sonra çadır kentin sabahları bu kalıba uygun ortamlardır. Halk dili kayıp ve kasvetin her türlü tezahürünü tek kalıpta toplar.
Roman ve hikaye yazarları bir sahnenin ruh halini okuyucuya hızla geçirebilmek için somut benzetmelere ihtiyaç duyar. Ölüevi gibi kalıbı tek bir cümlede mekanın tüm atmosferini iletir; sessizlik, ağırlık, kasvet, suskunluk hepsi aynı anda devreye girer. Türk edebiyatının pek çok romanında bu kalıp atmosfer kurma aracı olarak yer alır gerçekten yararlı bir araçtır.