Deyim

On Parmağı Boğazında Olmak Ne Demek?

Anlamı

isteği yapılmadığında sıkıntıya düşmek, düşürmek:
'Haftada iki gün oruç tutmazsan on parmağım boğazında olsun, dedi.' -R. N. Güntekin.

Detaylı Açıklama

On parmağı boğazında olmak, bir kişinin başka birinin üzerinde dayatıcı, ısrarcı ve hırçın bir baskı kurması, isteklerini ne pahasına olursa olsun yaptırmaya çalışmasıdır. On parmağın aynı anda bir boğazda olması imgesi çarpıcıdır; nefes alacak hiçbir boşluk bırakmayan bir baskı sahnesi kurar. Reşat Nuri Güntekin başta olmak üzere Cumhuriyet dönemi yazarlarının eserlerinde özellikle aile içi geleneksel güç ilişkilerini, kasaba ortamlarındaki bireysel sürtüşmeleri ve toplumsal baskı dinamiklerini anlatmak için sıklıkla kullanılmıştır kalıp. Söyleyen kişi muhatabın evde annenin çocuğa, kayınvalidenin geline, babanın evladına, patronun çalışana karşı uyguladığı dayatıcı tavrı somut bir biçimde anlatır. Söz hem eleştirel hem zaman zaman çaresiz bir tonla telaffuz edilir; sahnenin altında ezilen tarafın derin yorgunluğu da sessizce hissedilir gerçekten içtenlikle.

On Parmağı Boğazında Olmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Babası onun isteklerini yerine getirmezse on parmağı boğazında olur, gece gündüz aynı şeyi tekrarlar ev sakinlerini iyice yorardı genellikle.
  2. Anne kız evden çıkarken on parmağım boğazında olsun dedi, ev işlerini bitirmeden bir adım dahi atamayacağını sert biçimde hatırlattı kızına.
  3. Patron ekibinden istediği gibi çalışmasını bekliyor, aksi halde on parmağı boğazlarında olacağını da açıkça hatırlattı dün toplantıda.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Reşat Nuri romanlarında Cumhuriyet öncesi ve sonrası geçiş döneminin aile yapılarındaki ezici ilişkileri inceler. Kayınvalide-gelin, baba-evlat, ağa-rençber gibi geleneksel güç dengesizliklerini sahnelerken on parmağı boğazında olmak kalıbını seçer; tek bir tümce ile o evdeki nefessizliği okuyucunun zihninde canlı kılar. Halk dilinin somut imgesi edebi anlatımı keskinleştirir bayağı.

Bir el iki olmaz; on parmak demek iki elin de boğaza yapışması demektir. Tek elin baskısı bile yeterken iki el ve on parmağın aynı anda boğaza yapışması nefes alma boşluğu bırakmaz. Halk dili bu abartılı imgeyle aile içi dayatmacı kişiliğin sürekliliğini ve kaçınılmazlığını anlatır. Ezilen tarafın yorgunluğu sahnenin altında sessizce durur.

Geleneksel dayatmacı tavırlar azalsa da modern aile yapısında da on parmağı boğazında olan figürler vardır. Aşırı kontrolcü ebeveyn, çocuğunun her seçimine müdahale eden anne, ısrarcı eş, hırslı yönetici bugün de aynı kalıbın baş karakterleridir. Halk dili kalıbı korurken sahne değişir; çocuk artık bir e-postaya, bir mesaja boğulur ama özde aynı baskı sürer.