Anlamı
aldatılmak:
'Bir oyuna geldin, onuruna yediremiyorsun.' -H. Taner.
Detaylı Açıklama
Oyuna gelmek, başkasının kurduğu bir aldatmaca veya tuzağa kanılması, kişinin saflığı yüzünden zarar görmesidir. Haldun Taner'in bir oyuna geldin, onuruna yediremiyorsun cümlesi bu deyimin tipik kullanımıdır; aldatılan kişi bunu kabullenmekte zorlanır, çünkü hem maddi hem de gurur olarak yaralanmıştır. Aşk numarasıyla evden uzaklaştırılan kadın, hayali yatırım fırsatına paranı yatıran adam, sahte iş vaadiyle şehre çekilen genç hep oyuna gelmiş sayılır. Sözün bir özelliği vardır; aldatılanı suçlamaz, yalnızca durumu adlandırır. Bu yüzden mağdurun yanında olunduğu bir tonla söylenir. Aldatma çoğu zaman sonradan anlaşılır; oyuna gelen kişi olayların yıllar sonra gerçek yüzünü öğrenir ve kendine kızar, çoğu zaman keşke daha dikkatli olsaydım pişmanlığını uzun süre yüreğinde taşır.
Oyuna Gelmek Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?
- Bir oyuna geldin, onuruna yediremiyorsun ama suçlu sen değilsin, kuran şefkatli, aldanan da herkes olabilir bu hayatın içinde.
- Sahte iş ilanıyla başka şehre çekilen genç kız oyuna geldiğini iki ay sonra anladı, ailesine dönüş yolculuğu en zoruydu doğrusu.
- Yatırım danışmanı diye gelen adamla aylarca konuştuk, bütün birikimlerimizi yatırdık, sonunda hepimizin oyuna geldiğini anladık geç de olsa.
Diğer Deyimler ve Atasözleri
Sıkça Sorulan Sorular
Hayır, deyimin önemli bir nezaket tarafı vardır; aldatılanın saflığını eleştirmez, yalnızca durumu adlandırır. Bu nedenle mağdurun yanında durulduğunu hissettirir. Aldatılan kişi kendi kendine kızabilir ama çevre ona oyuna geldin derken çoğunlukla sitemi karşı tarafa yönlendirir. Bu dilsel ayrım önemli bir empati taşıma biçimidir.
İki kalıp yakın anlamlıdır; ikisi de aldatılmayı ifade eder. Oltaya gelmek balıkçılık imgesinden gelir ve daha somut, daha çabuk gerçekleşen bir tuzağı çağrıştırır. Oyuna gelmek ise daha karmaşık, planlı, süreli bir aldatmacayı işaret eder. Yatırım dolandırıcılığı oyuna gelmek olur, bir markete kapılıp pahalı bir mal almak ise oltaya gelmek.
Çoğunlukla sonradan, bazen yıllar sonra anlaşılır. Sahnenin içindeyken gerçek niyetler örtbas edilmiş olduğu için fark edilmez. Belgeler ortaya çıktığında, üçüncü bir kişi olayı dile getirdiğinde ya da aldatan kişi yeni bir yere geçtiğinde gerçek su yüzüne çıkar. Bu gecikmeli aydınlanma deyimin hüzünlü tonunu oluşturur.