Deyim

Yanıp Tutuşmak Ne Demek?

Anlamı

1) güçlü bir aşk ile sevmek; 2) bir şeyi elde etmek için güçlü bir istek duymak:
'Her şeyden önce bir bakanlık koltuğuna kurulmak ihtirasıyla yanıp tutuştuğunu ve oraya varmak için her vasıtayı mübah saydığını sezip anlamamış mıydı?' -Y. K. Karaosmanoğlu. 3) elde edemediği bir şey için büyük üzüntü duymak:
'Fabrikayı boşaltmaları için dışarıdan çağrı yapılırken kaçma arzusuyla yanıp tutuşanlar oldu.' -L. Tekin.

Detaylı Açıklama

Yanıp tutuşmak üç ayrı duyguyu karşılar. Birincisi güçlü bir aşkla sevmektir; kişi sevdiğini aklından çıkaramaz. İkincisi bir şeyi elde etmek için yoğun bir istek duymaktır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun bir makama ulaşma ihtirasıyla yanıp tutuşan kişiyi anlatan cümlesi bu ikinci anlamı gösterir. Üçüncüsü ise elde edemediği bir şey için büyük üzüntü duymaktır; Latife Tekin'in kaçma arzusuyla yanıp tutuşanlardan söz eden cümlesi buna örnektir. Üç anlamı birleştiren şey duygunun şiddetidir; ateş benzetmesi bu yoğunluğu verir. İkileme de duygunun sürekliliğini pekiştirir. Deyim ölçülü bir isteği değil, kişiyi tümüyle kaplayan bir yönelimi anlatır. Bu yüzden söz çoğunlukla güçlü bir anlatım gerektiğinde seçilir. Söz, insanı saran yakıcı bir duyguyu anlatır.

Yanıp Tutuşmak Cümle İçinde Nasıl Kullanılır?

  1. Yıllardır gördüğü o şehri gezmek için içten içe yanıp tutuşuyordu.
  2. Kendi işini kurma isteğiyle yanıp tutuşan genç sonunda kararını verdi.
  3. Ailesine kavuşmak için yanıp tutuştuğunu mektuplarının her satırında belli ediyordu.

Diğer Deyimler ve Atasözleri

Sıkça Sorulan Sorular

Üç ayrı duyguyu karşılar: güçlü bir aşkla sevmek, bir şeyi elde etmek için yoğun istek duymak ve elde edilemeyen bir şey için büyük üzüntü çekmek. Üçünü birleştiren şey duygunun şiddetidir.

Duygunun yoğunluğunu verir. İkileme ise bu duygunun sürekliliğini pekiştirir; ateş bir kez parlayıp sönmez, sürekli yanar. Deyim böylece ölçülü bir isteği değil, kişiyi tümüyle kaplayan bir yönelimi anlatır.

Güçlü bir anlatım gerektiğinde tercih edilir. Sıradan bir istek için kullanılmaz; duygunun kişiyi sardığı, başka bir şey düşünemez duruma getirdiği durumlarda seçilir. Bu yüzden edebî metinlerde sıkça geçer.